Bir ülkenin geleceği gençleridir. Ancak bugün o geleceği kendi ellerimizle karartıyoruz. Umudunu kaybeden, bağımlılığın pençesine düşen, eğitimden kopan ve hayata küsen gençlerimizin sayısı her geçen gün artıyor. Onların sessiz çığlığı çoğu zaman duyulmuyor.
Bir de demir parmaklıklar ardında çocukluğunu yaşamaya çalışan tutuklu çocuklar var. Suçlu ilan edilmeden önce korunması, eğitilmesi ve topluma kazandırılması gereken çocuklar, aylarını ve yıllarını cezaevlerinde geçiriyor. Oysa her çocuk, yaptığı hatadan önce de sonra da bir çocuktur. Onları sadece cezayla değil, umutla ve adaletle geleceğe hazırlamak gerekir.
Diğer yanda hayatın yükünü omuzlayan kadınlar var. Şiddetin, yoksulluğun ve çaresizliğin içinde yaşam mücadelesi veren kadınların sesi çoğu zaman duyulmuyor. Her gün biraz daha yalnız bırakılan kadınlar, toplumun vicdanını sorgulatıyor.
İnsanlık ise her geçen gün biraz daha kayboluyor. Merhametin yerini öfke, dayanışmanın yerini çıkar hesapları alıyor. Birbirimizin acısına yabancılaştık. Başkasının gözyaşı artık çoğu zaman kimsenin gündemi olmuyor.
Bütün bunlar yaşanırken siyaset sahnesinde koltuk kavgaları sürüyor. Makam ve güç mücadelesi, milletin gerçek sorunlarının önüne geçiyor. Oysa halk geçim derdindeyken, gençler geleceğini kaybederken, kadınlar yaşam mücadelesi verirken ve çocuklar demir parmaklıklar ardında büyürken öncelik koltuk değil, insan olmalıdır.
Bu ülkenin kaybedecek ne bir genci, ne bir kadını ne de bir çocuğu var. Vicdan, adalet ve merhamet yeniden toplumun en güçlü sesi olmalıdır. Çünkü güçlü devlet, en çok çocuklarını koruyan; güçlü toplum ise en çok insanına sahip çıkan toplumdur.
Kent ve Gündem Gündeme Dair Haberler Bu Sitede