Adana’da siyaset, çoğu zaman kürsülerde değil; dar çevrelerin kurduğu masalarda şekilleniyor.
Halkın sorunları meydanlarda konuşulurken, kararlar ne yazık ki kapalı kapılar ardında alınıyor.
Yerel siyaset dediğimiz şey, kentin sokaklarını bilmeyi, mahallenin nabzını tutmayı gerektirir. Ama bugün Adana’da birçok yerde siyaset, halktan çok eş-dost ilişkileriyle yürütülüyor. Kim kimi tanıyor, kim kimin yakını, kim hangi çevreden… Liyakat bu denklemde en sona yazılıyor.
Belediyeler, kamu kurumları, yerel yapılar… Aynı isimler, aynı soyadları, aynı çevreler. Görevler değişiyor ama kişiler değişmiyor. Kentin gençleri iş ararken, bazı koltuklar çoktan paylaşılmış oluyor.
Bu düzen Adana’ya zarar veriyor.
Çünkü dışlanan her nitelikli insan, bu şehirden bir umut daha eksiltiyor.
Çünkü hak eden değil, yakın olan tercih edildikçe güven duygusu yok oluyor.
Yerel siyaset, “bizden olanlar” için değil, bu şehirde yaşayan herkes için yapılmalıdır. Adana kimsenin arka bahçesi değildir. Bu kent; çiftçisiyle, işçisiyle, genciyle, kadınıyla ortak bir yaşam alanıdır.
En tehlikelisi de bu kirliliğin artık normalleşmiş olmasıdır. Kimse şaşırmıyor, kimse sorgulamıyor. Oysa sorgulanmayan her yanlış, kök salar.
Adana’nın ihtiyacı yeni yüzler değil sadece;
temiz dil, şeffaf yönetim ve adaletli paylaşım anlayışıdır.
Bu şehir çok şey kaldırdı.
Ama ahbap-çavuş düzeninin yükünü daha ne kadar taşıyacağı belirsiz.
Yerel siyaset ya kendini temizleyecek,
ya da bu şehir onu vicdanında çoktan silmiş olacak.
Kent ve Gündem Gündeme Dair Haberler Bu Sitede