Bugün ülkemizde çocuklar suç istatistiklerinin satır aralarında anılıyorsa, burada bir “çocuk sorunu” değil, açıkça bir yetişkinler ve sistem sorunu vardır.
Çocuk suçlu olmaz.
Çocuk suça itilir.
Yoksulluk, eğitimsizlik, sevgisizlik, denetimsizlik, umutsuzluk… Bir çocuğun eline suçu veren şey; boş sokaklar, ilgisiz aileler, duyarsız bir sistem ve geleceğe dair kapatılmış kapılardır. Biz ise çoğu zaman en kolay yolu seçiyoruz:
Kelepçeyi tak, dosyayı kapat, vicdanı sustur.
Oysa asıl görev tam da burada başlar.
Ebeveynlere Düşen Sorumluluk
Anne-baba olmak sadece doğurmak değildir.
Çocuğun arkadaşını tanımak, gittiği yeri bilmek, ruh halini fark etmek, “nasılsın?” sorusunu gerçekten sormaktır. Çocuklar en çok görülmediğinde kaybolur. Aile, çocuğun ilk sığınağıdır; eğer o sığınak yıkıksa çocuk dışarıda yanlış adreslere gider.
Devletin Asli Görevi
Devlet, çocuklara sadece ceza veren değil; yol gösteren, koruyan ve onaran olmak zorundadır.
Çocukları suç makinesi gibi gören anlayış yerine;
Ücretsiz ve nitelikli eğitim
Spor, sanat ve kültür alanları
Mahalle bazlı gençlik merkezleri
Psikolojik destek ve rehberlik
Islah değil rehabilitasyon odaklı çocuk adaleti
hayata geçirilmelidir.
Bir çocuğun eline kelepçe takmak kolaydır.
Ama eline kalem vermek, defter vermek, top vermek, sahne vermek emek ister. İşte devlet olmanın farkı da burada ortaya çıkar.
Toplum Olarak Biz
“Bizim çocuk” ve “ötekinin çocuğu” ayrımı yaptığımız sürece hiçbir çocuk güvende değildir. Bugün başkasının çocuğuna vurulan damga, yarın hepimizin kapısını çalar.
Unutmayalım:
Bir çocuğu kaybetmek, bir geleceği kaybetmektir.
Bu ülkenin çocuklarını mahkeme salonlarında değil, sınıflarda, sahalarda, kütüphanelerde görmek istiyorsak; suçla değil umutla tanıştırmalıyız onları.
Kelepçe değil kalem…
Çünkü kalem tutan eller, bir gün bu ülkeyi de ayakta tutar.
Bu ülkenin çocuklarına borcumuz var.
Kent ve Gündem Gündeme Dair Haberler Bu Sitede