Bir ülkenin geleceği sadece ekonomisiyle, yollarıyla, binalarıyla ölçülmez.
Asıl mesele, o ülkenin gençlerinin geleceğe umutla bakıp bakamadığıdır.
2026 yılında artık daha yüksek sesle sormamız gerekiyor:
Gençlerimizi nereye kaybediyoruz?
Uyuşturucu, şiddet, sokak çeteleri, akran zorbalığı, sosyal medyada normalleştirilen suç görüntüleri ve kolay para vaadi…
Bunların her biri gençlerimizin geleceğine yönelen ciddi tehditler.
TÜİK’in Ağustos 2026 verilerinde 15-24 yaş grubundaki genç işsizlik oranı yüzde 13 olarak açıklandı. Genç bir insanın eğitimini tamamladıktan sonra iş ve gelecek kaygısıyla karşı karşıya kalması, toplum olarak üzerinde düşünmemiz gereken önemli bir konu.
Daha da düşündürücü olan ise çocukların suça sürüklenmesine ilişkin rakamlar.
TÜİK’in Ağustos 2026’da yayımladığı verilere göre 2025 yılında güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocukların karıştığı olay sayısı 609 bin 959 oldu. Bunların 196 bin 308’i suça sürüklenme nedeniyle güvenlik birimlerine geldi veya getirildi. Suça sürüklenen çocuklara isnat edilen olaylarda yaralama ve uyuşturucu suçları önemli bir yer tutuyor.
Bu rakamlar sadece istatistik değildir.
Her rakamın arkasında bir çocuk vardır.
Bir anne vardır.
Bir baba vardır.
Bir yarım kalmış hayat vardır.
2026’da sokak çetelerine karşı operasyonlar yapılırken, uyuşturucu ticaretine yönelik büyük operasyonlar düzenlenirken elbette suçla mücadele devam etmelidir. Nitekim Eylül 2026’da 35 ilde düzenlenen operasyonlarda 653 kilogram uyuşturucu ve 410 binin üzerinde uyuşturucu hap ele geçirildi.
Ama sadece operasyon yapmak yetmez.
Çocuğu suç örgütüne kaptırmadan önce bulmak zorundayız.
Bir gencin eline silah geçtikten sonra değil, umudunu kaybettiği gün yanında olmalıyız.
Bir genç uyuşturucuyla tanıştıktan sonra değil, o çevreye girmeden önce ona ulaşmalıyız.
Bir çocuk cezaevine düştükten sonra değil, suça sürüklenmeden önce ailesine, okuluna ve çevresine destek vermeliyiz.
Çünkü ceza, suçun sonucudur.
Asıl başarı ise suçu daha ortaya çıkmadan önleyebilmektir.
Gençlere sadece nasihat vermek yetmez.
Onlara iş lazım.
Spor lazım.
Sanat lazım.
Meslek lazım.
Güvenli sokaklar lazım.
Ve en önemlisi, umut lazım.
Aileler artık çocuklarının geleceğinden korkmamalı.
Anneler, “Çocuğuma bir şey olacak mı?” korkusuyla yaşamamalı.
Bir anne çocuğunu okula gönderirken, “Acaba uyuşturucuyla mı karşılaşacak, şiddete mi uğrayacak, bir suç örgütünün ağına mı düşecek?” diye düşünmemeli.
2026 bize bir kez daha gösteriyor:
Gençlerimizi kaybetmek, geleceğimizi kaybetmektir.
Bu nedenle mücadele sadece polisin, jandarmanın, öğretmenin veya ailenin görevi değildir.
Bu mesele hepimizin meselesidir.
Sokaklarımızı suçtan temizlerken gençlerimizin umutlarını da büyütelim.
Çocuklarımızın önüne cezaevi kapısını değil, eğitim, meslek, spor, sanat ve güzel bir gelecek kapısını açalım.
Çünkü bugün kurtardığımız her genç, yarın bu ülkeye kazandırdığımız bir hayattır.
Aileler ağlamasın.
Anneler evlatlarını kaybetmesin.
Gençlerimizin yakasını uyuşturucu ve suç örgütleri bırakmalı.
Artık hep birlikte sormalıyız:
Biz gençlerimize nasıl bir gelecek bırakacağız?
Kent ve Gündem Adana'da Gündeme Dair Haberler Bu Sitede