SİYASET MAKAM DEĞİL, HESAP VERME YERİDİR

Siyaset halka hizmet etmek için mi yapılır, yoksa kişisel çıkarların peşinden gitmek için mi?
Bugün siyasetin en fazla tartışılması gereken meselelerinden biri belki de budur.
Partiler değişiyor, ittifaklar değişiyor, siyasi söylemler değişiyor.
Dün söylenen başka, bugün söylenen başka olabiliyor.
Peki değişmeyen ne?
Değişmemesi gereken tek şey, halka verilen söz ve kamu sorumluluğudur.
Siyasetçi makamını korumak için değil, milletin emanetini taşımak için oradadır.
Ama siyasetin kişisel hesapların önüne geçtiği yerde vatandaşın güveni de yara alır.
Çünkü vatandaş artık sadece “Kim hangi partide?” diye sormuyor.
Asıl soru şu:
“Kim gerçekten millet için siyaset yapıyor?”
Bir başka önemli konu ise milletvekili dokunulmazlıkları…
Dokunulmazlık, milletvekiline suç işleme ayrıcalığı değildir. Anayasa’nın 83. maddesinde düzenlenen, milletvekilliği görevinin bağımsız yürütülmesini güvence altına alan bir mekanizmadır.
Fakat hakkında adli süreç bulunan bir milletvekili söz konusu olduğunda toplumun da cevap bekleyen soruları vardır.
Hukuk herkes için aynı mı?
Mustafa Sarıgül hakkında TBMM kayıtlarında iki ayrı dokunulmazlık kaldırma tezkeresinin Karma Komisyon’a gönderildiği görülüyor.
Burada önemli olan Sarıgül’ü suçlu ilan etmek değildir.
Çünkü soruşturma başka, mahkûmiyet başkadır.
Ancak demokratik hukuk devletinde iddiaların da yargı tarafından araştırılabilmesi gerekir.
Eğer suç yoksa, hukuk bunu ortaya koyar.
Eğer suç varsa, yine hukuk gereğini yapar.
Siyasetçinin görevi yargının yerine geçmek değildir.
Aynı şekilde siyasetçinin makamı da yargılamanın önünde sonsuz bir duvar olmamalıdır.
Milletvekili olmak, millete karşı daha büyük bir sorumluluk taşımaktır.
Bu nedenle dokunulmazlık tartışmasını “hangi partinin milletvekili?” üzerinden değil, “hukuk karşısında herkes eşit mi?” sorusu üzerinden yapmak gerekir.
Çünkü yarın iktidar değişebilir.
Bugün dokunulmazlık zırhını savunan da, kaldırılmasını isteyen de başka bir konumda olabilir.
Ama hukuk değişmemeli.
Dün başkasına istediğin hukuku, bugün kendin için de istemelisin.
İşte siyasetin gerçek sınavı budur.
Çıkar siyaseti günü kurtarabilir.
Makam siyaseti kişiyi bir süre taşıyabilir.
Ama milletin güvenini kaybeden siyasetçinin en büyük kaybı, koltuk değil; itibardır.
Artık vatandaşın siyasetten beklentisi çok açık:
Daha az kişisel hesap…
Daha fazla kamu yararı…
Daha az dokunulmazlık tartışması…
Daha fazla hesap verebilirlik…
Ve her şeyden önemlisi:
Kim olursa olsun, hangi makamda bulunursa bulunsun, hukukun karşısında herkesin eşit olması.
Çünkü siyasetçinin gerçek gücü makamından değil, milletin güveninden gelir.

Bu Haberi Okudunuz mu ?

Adana’nın Geleceği İçin Bugün Ne Yapıyoruz?

Bir şehrin geleceği, bugün görmezden gelinen sorunların ve ertelenen sorumlulukların gölgesinde şekillenir. Bir şehir, geleceğini …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir