Çocuk yetiştirmek, yalnızca bir çocuğun elinden tutup ona doğru yolu göstermek değildir. Bazen durup onun gözlerinin içine bakmak, söyleyemediklerini anlamaya çalışmak ve en önemlisi, onu gerçekten dinlemektir.
Bugün anne babalar çocuklarının geleceği için çabalıyor; iyi bir eğitim almalarını, başarılı olmalarını ve hayatta sağlam adımlarla ilerlemelerini istiyor. Ancak bütün bu telaşın içinde çoğu zaman önemli bir ayrıntı gözden kaçıyor: Çocuklarımızı yetiştirirken onları ne kadar dinliyoruz?
Bir çocuk, her zaman uzun cümlelerle derdini anlatamaz. Bazen içine kapanması, bazen öfkelenmesi, bazen de küçücük bir olay karşısında ağlaması, anlaşılmayı bekleyen bir duygunun işaretidir. Yetişkinlerin önemsiz gördüğü bir mesele, bir çocuğun dünyasında büyük bir fırtınaya dönüşebilir.
Çocuğa sürekli ne yapması gerektiğini söylemek kolaydır. Zor olan, onun neden öyle düşündüğünü anlamaya çalışmaktır. Çünkü çocuk, yalnızca kurallarla değil; sevgiyle, güvenle ve kendisini ifade edebildiği bir ortamda gelişir.
Dinlenmeyen çocuk, zamanla konuşmaktan vazgeçebilir. Duyguları küçümsenen çocuk, kendisini değersiz hissedebilir. Oysa sözünü kesmeden dinlenen, düşüncelerine saygı duyulan bir çocuk; kendine güvenmeyi, başkalarını anlamayı ve sorunlarını sağlıklı biçimde ifade etmeyi öğrenir.
Elbette çocuk yetiştirmek, her isteği kabul etmek ya da bütün sınırları ortadan kaldırmak değildir. Anne babanın görevi, sevgiyle sınır koymak; doğruyu göstermek ve gerektiğinde hayır diyebilmektir. Ancak bunu yaparken çocuğun sesini kısmak değil, karakterini güçlendirmek esastır.
Unutmayalım ki çocuklar, yalnızca söylediklerimizden değil, onlara nasıl davrandığımızdan da öğrenirler. Onlara saygıyı öğretmek istiyorsak önce onların düşüncelerine saygı duymalı, sevgiyi anlatmak istiyorsak önce sevgimizi hissettirmeliyiz.
Belki de bugün kendimize sormamız gereken soru şudur: Çocuklarımızı geleceğe hazırlarken onların bugününü ne kadar anlayabiliyoruz?
Çünkü iyi bir gelecek, yalnızca iyi yetiştirilmiş çocuklarla değil; kendisini güvende hisseden, düşüncelerini özgürce ifade edebilen ve anlaşıldığını bilen çocuklarla kurulur.
Çocuğu yetiştirmek bir sorumluluk, onu dinlemek ise bu sorumluluğun vicdanıdır. Bazen bir çocuğun hayatında büyük bir fark yaratmak için uzun öğütlere değil, yalnızca içtenlikle sorulmuş bir soruya ve sabırla verilmiş bir dinleme fırsatına ihtiyaç vardır.
Çocuklarımızın sesine kulak verelim. Çünkü bugün dinlediğimiz her çocuk, yarın toplumu daha iyi anlayan bir yetişkin olabilir.
Kent ve Gündem Adana'da Gündeme Dair Haberler Bu Sitede